Marmara Denizi’nde Kırmızı Alarm: “İstilacı Katil Yosun” Tehdidi Büyüyor
Türkiye’nin en hassas iç denizi olan Marmara, müsilaj felaketinin ardından şimdi de yeni ve çok daha sinsi bir tehlikeyle karşı karşıya. Bilim insanlarının “istilacı katil yosun” olarak adlandırdığı ve bilimsel adı Caulerpa cylindracea olan yabancı tür, Marmara Denizi kıyılarını hızla istila etmeye başladı. Özellikle balıkçıların ağlarına takılarak tonlarca yığılan bu yosun türü, hem deniz ekosistemini hem de bölge ekonomisinin can damarı olan balıkçılığı durma noktasına getirdi. haberperisi.com.tr olarak sahadaki durumu ve uzman görüşlerini sizler için derledik.
İlk olarak Akdeniz’de görülen ve gemilerin balast sularıyla taşındığı düşünülen bu istilacı tür, Marmara’nın ısınan ve kirlilik yükü artan sularında kendine ideal bir yaşam alanı buldu. Hızla yayılarak deniz tabanını bir halı gibi kaplayan katil yosun, yerli türlerin yaşam alanını yok ederek ekolojik dengeyi altüst ediyor.
Katil Yosun Nedir ve Neden Bu Kadar Tehlikeli?
İsminin aksine aslında bir alg türü olan Caulerpa cylindracea, yayılmacı ve baskıcı karakteri nedeniyle “katil” olarak nitelendiriliyor. Deniz çayırları gibi yerli ve faydalı bitkilerin üzerini kaplayarak onların güneş ışığı almasını engelliyor ve ölümlerine neden oluyor. Bu durum, balıkların ve diğer deniz canlılarının üreme ve barınma alanlarının yok olması anlamına geliyor. Uzmanlar, bu türün salgıladığı bazı toksik maddelerin de diğer canlılar için tehdit oluşturabileceğini belirtiyor.
Ekosistem Üzerindeki Yıkıcı Etkileri
Marmara Denizi’nin biyolojik çeşitliliği, bu yeni istilacı türün baskısı altında ciddi bir tehditle yüzleşiyor. Katil yosunun ekosisteme başlıca etkileri şunlardır:
- Biyoçeşitlilik Kaybı: Yerli yosun ve deniz çayırlarını yok ederek bu alanlara bağımlı yaşayan yüzlerce canlının yaşam alanını ortadan kaldırır.
- Oksijen Azalması: Geceleri sudaki oksijeni tüketerek ve öldüğünde çürürken yoğun oksijen harcayarak hipoksik (oksijensiz) bölgeler yaratır. Bu durum, müsilajın yarattığı etkiye benzer şekilde toplu balık ölümlerine yol açabilir.
- Besin Zincirinin Bozulması: Yerli türlerin azalması, besin zincirinin alt halkalarının çökmesine ve bu durumun zincirin en üstündeki balıklara kadar yansımasına neden olur.
Balıkçılık Sektörü Can Çekişiyor: “Ağlarımıza Balık Değil, Yosun Doluyor”
Tehdidin ekonomik boyutu ise en çok balıkçılık sektörünü vurmuş durumda. Marmara Ereğlisi’nden Erdek kıyılarına kadar geniş bir alanda balıkçılar, ağlarını denize atamaz hale geldi. haberperisi.com.tr ekibinin görüştüğü balıkçılar, durumun vahametini gözler önüne seriyor. 30 yıllık balıkçı Kemal Kaptan, “Denize ağ atıyoruz, çektiğimizde içinde bir tane satılacak balık yok. Sadece tonlarca yeşil, yapışkan bir yosun var. Bu yosun ağları yırtıyor, temizlemesi saatler sürüyor. Masrafımız gelirimizden fazla, birçok arkadaşımız teknesini karaya çekmek zorunda kaldı.” diyerek çaresizliklerini dile getirdi.
Acil Önlem Alınmazsa Ne Olur?
Uzmanlar, istilacı katil yosunla mücadelenin müsilajdan daha zorlu ve uzun soluklu olacağı konusunda hemfikir. Deniz Biyoloğu Dr. Aylin Kurtuluş, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Bu türle mücadelede mekanik temizlik tek başına yeterli değil. Çünkü en küçük parçası bile yeniden kök salıp hızla yayılabiliyor. Asıl çözüm, Marmara Denizi’ne deşarj edilen kirlilik yükünü sıfıra indirmek ve denizin kendi kendini onarmasına izin vermek. Aksi takdirde Marmara’yı tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.” ifadelerini kullandı. Yetkililerin acil bir eylem planı oluşturarak bilimsel ve entegre bir mücadele başlatması bekleniyor. Marmara’nın geleceği, bu sinsi istilacıya karşı verilecek mücadeleye bağlı. Gelişmeleri ‘den anbean takip edebilirsiniz.
